»
S
I
D
E
B
A
R
«
Bilim bu olayları açıklayamıyor
Şub 4th, 2010 ; _GEDA_

ABD’de ‘hareket eden taşlar’, Venezuela’da ‘dinmeyen fırtına’, ‘Yanan gökkuşağı’, Danimarka’da ‘kara güneş’, Hindistan’da ‘kızıl yağmur’. Bu olaylar yıllardır açıklanamıyor.
Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Çantacı Necmi Abi – Röportaj
Şub 4th, 2010 ; _GEDA_
necmi1.jpgBEN ŞİMDİ BU KAPIDAN GİRECEĞİM AMA SEN HEMEN GİRME

Sizi tanıyabilir miyiz?

Asıl ismim Necmettin İlgen’dir ama bana Necmi diyorlar. 1937’de İzmir’in Urla ilçesinde doğdum. O günün şartlarında ancak İlkokulu okuyabildim. Evliyim üç tane çocuk beş tane torun var. Babamız Kosova’dan gelmiş… Murat Hüdavendigar’ın beldesinden. Sırplara karşı gönüllü olarak 16 yaşında savaşa katılmış… Kunduracı Zahit Usta derlerdi. Camide vefat etti.

Bugüne kadar ne tür işlerle meşgul oldunuz?

Ticaretle meşgul olduk, hep esnaflık yaptım. Çantacılık yapıyordum, o nedenle bana Çantacı Necmi diyorlardı, hala da öyle diyorlar. Çanta imal ediyordum, alıp satıyordum böyle. Saraciye diğer adıyla.

Risale-i Nurları ne zaman tanıdınız?
Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Taş Gazeli
Şub 4th, 2010 ; _GEDA_


-

http://img477.imageshack.us/img477/632/haceriesvedkabi2lj.jpg

Taş Gazeli
I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin

Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin

Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin

Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhad’dan aldığın ders taş senin
Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Bir harf-i kibar.
Şub 3rd, 2010 ; _GEDA_

Bir harf-i kibar.

Lâm ve Elif’in girift sahnesidir izlenen.
Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Aşk artık bir hikâyedir
Şub 3rd, 2010 ; _GEDA_

http://img2.blogcu.com/images/e/v/o/evoironi/1212310022ask.jpg

“Küntü kenzen mahfî” (Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim), Aşk Hadisi, sahihliği tartışmalı olsa da sufi geleneğin etrafında döndüğü mihveri verir. Gelenek aşk etrafında döner çünkü.

Onun varlığı, müfredatı, sanatı, estetiği aşk olmaksızın izah edilemez.

Gerçi burada söz konusu edilen ve Kur’an’da adı ya da müştaklarının geçmediğine zahidlerce sürekli dikkat çekilen aşk, ruhun, dünyevi gerçekliğin kayıtlarından alabildiğine sıyrılarak maveraî gerçekle yüz yüze geldiği cezbe halini işaret eder. Böyle bir aşk insanı ancak kendi ezel gerçeğiyle yüzleştirir, sılasından bir hatıra verir. Bu itibarla da dünyevi olması mümkün değildir.

Ancak dünyevi aşkın da, sıradan insanı bile gündelik gerçeğinden, görünür hacminden, genelgeçerinden geçirerek başkalaştırdığı, kendi ruhuna tanık tuttuğu gerçeğine binaen içerdiği anlam o denli yüce, gösterdiği şey o denli hakiki, tecrübe ettirdiği şey o denli aşkın’dır ki. Bir ucu göklerde ama bir ucu da yerde olsa bile, üzerinde daima bir günah bulaşığı taşısa, daima bir sicil bozukluğu, ciddi bir şaibe içerse de. Beşeri aşkın da cezbenin ilk adımı, ilâhi aşka açılan yolun başlangıcı, o kıyametin küçük çapta bir tecrübesi olarak sufi gelenekte belli bir anlayışla karşılandığı, bir tebessüm, hiç olmazsa manalı bir sükûtla geçiştirildiği de muhakkaktır. Kalp talim etmektedir handiyse. Nasip ve gayret yolun geri kalanını nasılsa belirleyecektir. Çünkü aşk, güzellik karşısında ilgisiz kalamama halidir. Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE
Ara 11th, 2009 ; _GEDA_

şaşırdım kaldım işte! …..

sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla

bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla

ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarlarla

karşıma çıkıyorsun en soğuk mimiklerle

adını yazıyorum bulduğum fırsatlarda

yüreğimin başına noktalarla, hatlarla

başbaşa kalıyorum sonunda hayallerle Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER
Ara 10th, 2009 ; _GEDA_

Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:

Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve…

Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

Gece kar yağacak sabaha kadar.

Toprakta et, kemik çıtırtıları…

Yarı ölüleri bir korku tutar

Değince bir taşa kafatasları.

-Ölüler ki yalnız tırnakları var,

Ve yalnız burkulmuş diz kapakları…-

Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Markafoni Nedir?
Ara 8th, 2009 ; _GEDA_

Sitede giyim, aksesuar, spor malzemeleri, kozmetik, oyuncak, teknoloji ve dekorasyon gibi farklı alanlarda ürünleri bulunan seçkin markalar, %70′e varan indirimli fiyatlar ve özel kampanyalarla üyelere sunuluyor.

Sadece davet ve referans yoluyla siteye üye olabilen özel grubun, seçkin markalara avantajlı fırsatlarla sahip olmasını sağlayan özel satış sistemini kullanan Markafoni, her markanın limitli sayıda ürününe yönelik, 2-5 gün süreli özel kampanyalar düzenliyor. Her yeni kampanya için gönderilen “alışverişe davet” ile üyeler özel fırsatlı ürünlerden haberdar ediliyor.

İlk kampanyası 1 Temmuz’da başlayan Markafoni, fırsatlarla dolu kampanyalarına, dünyanın en tanınmış markalarıyla devam edecek. Sadece site üyelerinin katılabildiği bu zahmetsiz alışveriş keyfiyle vakit kaybetmeden tanışmak için ya davet edilmiş olmak, ya da bir üyeyi referans göstermek gerekiyor. Markafoni, internet alışverişinde yeni bir dönem başlatıyor…

Sizde üye olmak istiyorsanız markafoni üyelik sayfasında referans olarak esadtuna@gmail.com adresini verebilirsiniz. Ya da davetiye almak isterseniz bu başlığa isteğinizi belirten ve içinde mail adresiniz olan bir yorum yazmanız yeterli olacaktır.

Bir başka alternatif ise http://www.markafoni.com/i/tuna_nehri/ sayfasında gerekli yerleri doldurarak davetiye alabilirsiniz.

İyi alış verişler…


Not: Yazdığınız yorum ve mail adresinizi site yöneticisinden başka kimse görmeyecektir.

Not 2: Hızlı bir davetiye için gmail mail adresi kullanmanızı öneririz..

Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
“Selam olsun İbrahim’e!”
Ara 8th, 2009 ; _GEDA_

Bu başlık bana ait değil; Kuran’a ait.
‘Kimlik sınavı’ndan ateşle sınanarak geçen İbrahim,
‘kişilik sınavı’nı da “kurban”la verip, özbenliğine ve
onun işaret ettiği Mutlak Hakikat’e takarrubu
(yaklaşması) üzerine, göklerin tebrikini işte bu
şekilde alıyordu.

İbrahim, kendisini ciddiye almanın öbür adıydı.
Kendisini ciddiye aldığı için, inancını ve inkarını,
“evet”ini ve “hayır”ını, kabulünü ve reddini ciddiye
aldı. Bu ciddiye alış sayesinde, “parmak ayı
gösterirken parmağa değil, parmağın gösterdiği
istikamete bakmayı” becerdi. Güneşe, aya ve yıldızlara
takılmadı; onları hakikat yürüyüşünde bir işaret taşı
olarak kullandı.
Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yabancı dil öğrenmenin püf noktaları
Kas 1st, 2009 ; _GEDA_

Yeni bir dil öğrenmek, ilk bakışta gramer (dil bilgisi) ve kelime öğrenerek, bunları gerektiği gibi kullanmayı bir beceri olarak edinmek diye tarif edilebilir. Ancak bu tanım tam olarak yeterli değildir. Tabii ki gramer ve kelime öğrenmek bir dili konuşabilmek için en önemli öğelerdir. Ancak aslında yabancı bir dili fazla zorlanmadan kolay olarak öğrenmek, çalışma alışkanlıklarını doğru oluşturmakla çok ilgilidir.

Bu yazımızda dil öğrenmenin püf noktaları derken, size bu konuda bazı basit ama önemli ayrıntılardan bahsetmek istiyoruz.

  1. Çalışırken daima öğrendiklerinizi sesli olarak tekrarlayınız. Aklınızda tutmaya çalıştıklarınızı, aynı zamanda yüksek sesle söylemeye alışınız. Bu öğrenmenizi kolaylaştıracaktır.
    Genellikle bir arkadaş ile ikili çalışmak, bu nedenle çok faydalıdır. Böylece hem konuşmaya hem de dinlemeye alışırsınız. Sesli olarak çalıştıklarınızı, ayrıca kağıda dökmeye çalışınız. Cümleler kurunuz.

  2. Eğer sadece okuyarak çalışırsanız bu sadece görsel belleğinizi çalıştırır. Ancak sesli olarak tekrarlayarak çalışmak ise, görsel ve işitsel belleğinizi de birlikte çalıştırır. Bu işlem, dil öğrenmek için en faydalı davranıştır. Böylece hem telaffuz yeteneğiniz artar, hem de cümle kurma beceriniz gelişir.

  3. Her gün mutlaka bir süre çalışınız. Bir yabancı dil çalışmaya başlayınca, günlük aralar vermeyin her gün mutlaka kısa da olsa bir zaman ayırınız. Böylece bir gün önce öğrendiklerinizi unutmamanızı sağlamış olursunuz. Çalışmaya verilen günlük aralar, kopukluklar yaratır, ve önceki öğrendiklerinizin belleğinize tam yerleşmemesine sebep olur. Devamlı tekrar ise öğrenmeyi kalıcı kılar.
  4. Konunun Devamını Oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
»  //////   »  Cadde-i Kübra. Edebi, ahlaki, ilmi, islami, külterel, güncel konular